site içi ara
üyeleri ara

sektöre bakış

     ~ Tarih
~
Tasarım
~ Uluslararası Konum
~ Teknoloji
~ Kalite
~ İstihdam
~ Lojistik
~ Katma Değer


sektör

     ~ Sektöre Bakış
~ Web Katalog


üye dernekler

 
Adana Giyim Markaları ve Sanayicileri Derneği (AGİSAD)
Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD)
Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD)
Çorap Sanayicileri Derneği (ÇSD)
İstanbul Nakış Sanayicileri Derneği (İNSAD)
Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD)
Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD)
Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD)
Moda Tasarımcıları Derneği
Tekstil Aksesuar Sanayi İşadamları Derneği (TASİAD)
Türkiye İç Giyim Sanayicileri Derneği (TİGSAD)
Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD)


 
 

 

 

 

 

 

 

TARİH


 
Giyimin özgün tarihi, insanlığın sosyalleşme serüveni kadar eskidir.

Neolitik çağa uzanan M.Ö 7000 yılllarında - Avrupa kıtasında henüz mağara yaşamının sürdüğü bir dönemde - dünyanın ilk yerleşik şehri kabul edilen Çatalhöyük, Anadolu’da Hitit uygarlığına kucak açmaktaydı. Dokumayı yeryüzü tanrıçası “Kibele”ye ibadet etmek için gerçekleştiren bu uygarlığının insanları, örtünme güdüsünü hayata dahil ederek bunu toprak evlerin duvarlarına işledikleri sıradışı resimlerle ölümsüzleştirdi.

Uluslararası araştırmacılar, bölgede gerçekleştirdiği kazılarda keten lifleriyle yapılma dünyanın ilk kumaş örneklerine ve ilkel dokuma tezgahlarına ulaştı. Yaklaşık elli yıl süren araştırmalar, dokumanın yeryüzünde bilinen tarihi de sonunda değiştirmiş oldu. Elde edilen buluntular, kumaşın varoluşunun Mısır uygarlıklarından tam binyıl öncesine uzandığını ve Çatalhöyük bölgesine ait olduğunu ispatlamaktaydı.

Keten türü kumaştan giyinme tutkusu asırlar sonra yerini yün ve pamuktan yapılma işlenmiş kumaşlara bıraktı. M.Ö 1000’li yıllarda geleneksel kültürlerin desenleriyle süslenmiş kumaşlar günlük hayatın merkezine yerleşmiş ve vazgeçilmez bir tüketim ürünü olmuştu. Artık yüzlerce çeşit dokuma, kervanlarla yapılan ticaretin önemli kalemlerinden biriydi ve Anadolu’daki tüccarlara gönderilen seramik tabletlerde sipariş listesinin en başında yer almaktaydı.

Kimisi gelinlik çarşaf, kimisi de şalvar olarak kullanılan onlarca çeşit çuha kumaş zamanla farklı renk, desen ve stillerdeki giysilere bürünerek Anadolu ticaretinin can damarı olmaya başladı.

Anadolu’nun giyim üretim teknikleri ve gelenekleri Selçuklu ve Bizans döneminden geçerek Ortaçağa, yani Osmanlılara kadar uzandı. Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul 15. yüzyıla gelindiğinde sahip olduğu ticari potansiyeliyle dericililik, dokuma ve giyimin merkezi konumundaydı.

Osmanlı İmparatorluğunun sarayında görevli Ehli-Hiref sanatçı grupları binlerce yıllık kültürlerin zenginliğini ve canlılığını sayısız tasarıma taşıdı. Tasarımcıların çalışma prensipleri ve ülkedeki dokumacılığın esasları kanunlarla belirleniyor, çıkarılan yönetmeliklerle ilan ediliyordu.

Dokumacılar ile tasarımcılar arasındaki anlayış farklılığından doğan anlaşmazlıklar ise tarihte neredeyse hep sürdü. Ama “yaşama anlam katmak” her iki tarafında ortak tutkusu olarak kaldı. Sarayda görevli sanatçı tasarımcıların elinden çıkmış işlerin yanısıra, çarşılarda üretilen günlük giysiler farklı kültürlerin zenginliğini bir tarz olarak yansıtmaya başladı.

Dünyanın ilk kapalı iş ve alışveriş merkezi olan Kapalıçarşı esnafının ürettiği ve renkleri, desenleriyle göz kamaştıran kumaşlar ve giysiler İstanbul’dan yola çıkan tekneler ve develere yüklenerek batı ile doğuyu bağlayan ticaret köprüsü İpek Yolu’nun üzerinden Çin’e kadar uzanan geniş topraklara gönderiliyordu.

19.yüzyıl sonrası Osmanlı İmparatorluğu tarihsel ve kültürel mirasını bir başka ülkeye bıraktı. Siyasi rejimini değiştirerek Cumhuriyeti kabul eden genç Türkiye, “dünyada kıyafet devrimi” yapan tek ülke olarak tarihe geçti. Giyimdeki çağdaşlaşma hareketiyle birlikte modern tasarım atölyelerinin, yeni fabrikaların kurulmasına öncülük etti. 1930’ların başında güçlü bir giyim endüstrisinin ilk adımları atılmış oldu. Dönemin yeni teknolojilerini kullanan firmalar, üretimi uluslararası kaliteyle tanıştırdı. Sonraki yıllarda Türkiye, çağdaş konfeksiyon ürünleri üreten hazır giyim ihracaatçısı ülkelerden biri oldu. 

Günümüzde Türk Hazır Giyim sektörü, kendi topraklarındaki tarihsel ve kültürel mirası, geleceğin teknolojileriyle birleştirerek, küresel pazarlarda artık dünyanın ikinci büyük üreticisi olarak boy göstermektedir.

Başa Dön

 

TASARIM


Dış pazarlarda rekabet eden Türk Hazır Giyim sektörü gelecekteki gücünü, teknolojisiye yaptığı yatırım stratejilerinin ötesinde, moda endüstrisine yeni sentezler yaratan çağdaş tasarım kültürüne verdiği değerden almaktadır.

Medeniyetlerin kavşak noktası Türkiye binlerce yıllık tarihsel ve kültürel mirasıyla henüz tüketilmemiş zengin bir kültürün parçasıdır. Uluslararası başarılara sahip Türk tasarımcıları, ilham aldıkları bu kültürün değerleriyle son yıllarda moda endüstrisinde önemli işler çıkarmaktadır 

Yeni nesil Türk modacıları, evrensel tasarım arayışını sürekli sorgulayan, çok farklı ülkelere, çok farklı yaşam biçimlerine ve çok farklı tekniklerle üretim yapabilme vizyonuna sahip bir sektörün yaratıcılarıdır. Binlerce yıllık geleneklerin imbiğinden süzülerek gelen desen ve renkler, moda merkezlerindeki tasarımcılarla birlikte teknolojinin yarattığı yeni sınırlar kullanılarak yorumlanmaktadır.

Uluslararası pazarlarda markalaşan üretici firmaların, gün geçtikçe özgün tasarım gücünü genişleten bir "Türk Kimliği" oluşturduğu söylenebilir. Bu firmalar Türk tasarımcıların yanısıra dünyaca ünlü - özellikle Avrupalı - modacılarla birlikte çalışmaktadır. Gerçekleştirilen iş süreçlerinde hedef pazarlardaki zevkler, istekler, talep değişiklikleri önceden izlenmekte, tasarlanan koleksiyonlar buna göre yorumlanmakta ve gerekirse üretim süreci farklı üretim teknolojileri geliştirilerek tamamlanmaktadır.

Devlet kurumları tarafından yürütülen dünyanın tek markalaşma  projesi “Turquality”, Türk Moda endüstrisinde eksik olan uluslararası markalaşma süreçlerine öncülük etmektedir. Modanın yaratılmasında önemli bir role sahip Türk tasarımcılar ise bu projenin liderliğinde son yıllarda birçok küresel başarıya imza atmaktadır.

Türkiye, tarihsel ve bölgesel kültüründen gelen potansiyel yetenekleriyle yükselen bir moda merkezi olma yolundadır. “İstanbul Fashion” markasını güçlendirmek, İstanbul’u profesyonellere ve uluslararası yatırımcılara bir çekim merkezi yapmak üretim sektörünün gelecek vizyonunu belirleyen güçlü faktörlerden biridir.

TMHF ( Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu ) bu vizyonu destekleyen global iletişim politikalarını yakın bir gelecekte uygulamayı planlamaktadır.

Başa Dön


ULUSLARAARASI KONUM


Üretim teknolojisi, moda tasarımı ve ar-ge faaliyetleri ile son yirmi yılda önemli bir gelişme yaratan Türk Hazır Giyim sektörü, dünyanın ikinci büyük hazır giyim tedarikçisi durumuna gelmiştir.

Hazır Giyim sektörü 2008 yılı itibariyle 15 milyar dolarlık ticaretiyle dış piyasaları şekillendiren bir konumdadır.

İhraç edilen ürünler başta Avrupa ( % 80 ), Amerika ( % 05 ) ve diğer bölgelerin pazarlarındaki ( % 15 ) alıcılarla buluşmaktadır. 2008 yılı verilerine göre toplam ihracaatın 8 milyar USD’ lık bölümü TMHF’ye ( Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu ) üye firmalar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde artan hızlı moda ( fast fashion ) ve kitle tüketimi eğilimi global pazarlarda öne çıkan beklentilerdir. Bu konuda sayısız lojistik fırsata sahip Türkiye, bu avantajın farkında olarak, dış pazarların beklentilerini hızla karşılayan esnek üretim modelleri geliştirmektedir.

Türkiye için yarattığı değerlerle ülke ekonomisinde öncü ve lider bir konuma ulaşan Moda ve Hazır Giyim sektörü, sinerjik sonuçlara odaklanmış bir eylem planı geliştirerek vizyonunu yeniden tanımlamaktadır. Küresel pazarlarda rekabetçi bir yapıyı oluşturma hedefini sürdüren TMHF de firmalara yeni ve bütünleşik işbirliği alanları yaratmayı amaçlamaktadır.

Hazır Giyim üretiminde katma değeri yüksek ürünlere yönelmek, kendi markalarını yaratan bir üretici konuma geçmek ve İstanbul şehrini uluslarararası moda merkezlerinden biri haline getirmek bu açılımlardan bazılarıdır.

Değişen dünyada yenilikçi politikaların başarılı olacağını inanan TMHF, yurt dışında sektör ürünlerinin imajını güçlendiren, pazar payının artırılmasını amaçlayan küresel iletişim stratejilerini geliştirmektedir.

Başa Dön


TEKNOLOJİ


Anadolu’da 8000 yıl önce Çatalhöyük’de başlayan başlayan ve ardından Selçuklular, Bizanslılar ve Osmanlılar döneminden geçerek günümüze kadar uzanan üretim geleneği, ilk olarak 1930'lu yıllarda endüstriyel bir boyut kazanmıştır. Endüstriyel anlamda üretime başlayan Türk Moda ve Hazır Giyim sektörü kısa sayılabilecek bir sürede dünya pazarını şekillendiren bir konuma gelmiştir.

Bugün Türk Moda ve Hazır Giyim sektörünü zirveye taşıyan en önemli etkenlerden biri firmaların sürekli teknolojiye yatırım yapmaları ve yapılarını son yeniliklere göre uyumlu hale getirmeleridir. Gümrük Birliği sonrası AB‘de yeni pazar imkanları elde edeceğini düşünen sektör, yakın geçmişte

50 milyar ABD dolardan fazla değerdeki AB teknolojisi ve altyapısına yatırım yapmıştır. Pazardaki firmaların son 10 yıl içinde teknoloji yatırımlarını yenilemiş olması nedeniyle, firmalar teknolojik açıdan dış ülkelerdeki rakiplerine göre üstün bir duruma ulaşmıştır.

Çeşitli disiplinlerden oluşan AR-GE çalışmaları, modelleme, simülasyon, tasarım, örnekleme, görüntüleme, kalite algılama ve kontrol, çok kullanımlı ve amaçlı malzeme, biomalzeme üretimi, çevreci teknolojiler, süreç otomasyonu teknolojileri, nano teknoloji gibi teknolojik açılımlara yönelilerek bu gelişmeler hızlandırılmaktadır.

Nano-teknoloji, büyük bir güç ve hızla ikinci bir endüstriyel çağın açılmasına sebep yaratmaktadır. Nano-teknolojik gelişmelerle tekstil materyalinin var olan kalite performansının ötesindeki akıllı ve yetenekli tekstil ürünleri elde etmek ve eşi görülmemiş işlevleri yakalamak mümkündür. Bu güç Hazır Giyim sektöründe mükemmel fırsatların doğuşuna tanıklık edecektir

Son zamanlardaki araştırma ve çalışmalar bu teknolojik performansın kullanılması üzerine yürütülmektedir.

Başa Dön


KALİTE


Günümüzde ürünlerini 176 ülkeye ulaştıran Türk firmaları, giderek büyüyen üretim kapasiteleri, modern teknoloji yatırımları ve yüksek kalite avantajlarıyla dünya pazarlarındaki gücünü artırmaktadır.

Üreticilerin ürün çeşitliliği kapasitesi diğer ülke firmalarının çok üzerindedir. Her ülkedeki pazarın kendine özgü alışkanlıkları ve beğenilerine göre üretim yapan sektör, az miktarda ve en çabuk biçimde gerçekleşen yeni üretim modellerine yönelmektedir.

Hazır Giyim üreticisi firmalar, sürekli olarak teknoloji yatırımları yaparken, aynı zamanda kalite yönetim sistemleriyle de iş süreçlerinde sürekli bir iyileştirme çalışmasını da seçmişdir. Elde edilen bu gelişme ürün kalitesi ve verimlilikte önemli artışlara neden olmuştur. Firmaların iş eğitim yoluyla dünya pazarlarında ürün, servis kalitesi ve markalaşma yönünde elde ettiği diğer ilerlemeler de çarpıcı noktadadır.

Ürün tasarımında kullanılan bilgisayar teknolojileri, özellikle ürün kalitesini artırmış, tasarım sürecini de kısaltmıştır. Hem tasarım hem de standartlar açısından her ülkenin kendine özgü alışkanlıkları göz önünde bulundurulduğunda firmalar müşteri isteklerine çok hızlı cevap vererek ihracat konusunda rakiplerine oranla önemli bir avantaj sağlamışdır. Türk firmaları bu deneyimi sayesinde her beğeniye uygun ürünleri tasarlayarak hayata geçirilebilmektedir.

Tamamına yakını ISO 9001 belgeli olan üretici firmalar dünyanın hemen her bölgesine ihracat yapmaları nedeniyle ürünlerinin ilgili ülkelerin standartlarına uygunluğuna ilişkin belgelere sahiptir.

Başa Dön


İSTİHDAM


Türk Hazır Giyim endüstrisi Türkiye’nin toplam istihdamında önemli bir yere sahiptir. Sektörde 2.500.000 kişi çalışmakta olup aileleriyle birlikte 8 milyon kişinin bu sektörden geçindiği söylenebilir.

İstanbul’un bir moda merkezi yapılması bir diğer açıdan Anadolu’nun bir üretim merkezi haline gelmesi anlamını taşımaktadır. Yatırımlarını Anadolu’ya yapan firmalar devletten ve AB fonlarından bir çok destek almaktadır.

AB katılım sürecindeki Türkiye’nin, üretimde bölgesel kalkınma stratejileri oluşturması sektörün istihdam politikalarının gelişmesine yardımcı olmaktadır. Gelecek planlaması yapan firmalar sosyal sorumluluk kavramının bir parçası olarak kadınların istihdam edilmesine özel bir değer vermektedir.

İstihdam üzerindeki yüksek vergi ve sosyal güvenlik yükleri üretim maliyetleri artırmaktadır. Türkiye‘nin istihdam açısından uzun vadeli bir sektör politikası konumlandırarak insan kaynaklarının yerinde kullanılmasıyla ilgili öncelikleri tespit etmesi ve çözümler üretmesi beklenmektedir.

İstihdam konusunda eğitim, sosyal haklar ve hukuki düzenlemeler AB standartlarına göre yeniden düzenlenmekte ve uluslararası rekabeti güçlendiren ulusal vizyon ve alt yapı oluşturulmaktadır.

Başa Dön


LOJİSTİK


Batısında Avrupa, doğusunda Asya, kuzeyinde Rusya, güneyinde Arap dünyası olan İstanbul, Moda ve Hazır Giyim açısından bölgenin merkezi olma durumundadır. Bölgede sahip olduğu bu lojistik konum Türkiye’nin hızlı moda üretmesi ve kaliteli üretim yapması konusunda dünya liderliğine oynamasını sağlamaktadır.

Hazır Giyimde ulaşım ve nakliye hızı, ürünlerin piyasaya sürülme hızı anlamına gelmektedir. Bu da firmaların “fast fashion” konusunda dış pazarlardaki başarısını önemli derecede etkileyen bir faktördür.

İstanbul Deniz Ticaret Odası verilerine göre Türkiye’nin dış ticaret taşımalarının %86.4’ü karayoluyla yapılmaktadır. Bu sektörün ihracatı, Türkiye’nin karayolu ile yapılan ihracatı içinde önemli bir kısmı oluşturmaktadır.

Lojistik, ürünlerin niteliğinden dolayı toplam maliyet içinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ülkede ulaşım ağının karayolu ağırlıklı olması, deniz ve demiryolu bağlantılarının yetersiz kalması sektörün hem iç pazarda hem de ihracatta taşımacılık maliyetlerinin yüksek olmasına neden olmaktadır.

Başa Dön


KATMA DEĞER


Türk Hazır Giyim sektörü; gelişmiş tekstil konfeksiyon altyapısı ve bu konudaki birikimi, uluslararası rekabette tecrübesi, hammadde ve malzeme açısından zenginliği, son teknolojileri ve modayı yakalama becerisi,
genç ve eğitilebilir ülke nüfusuyla, ekonomiye önemli bir katma değer yaratan sektörlerin başında gelmektedir.

Ülkemizin sürdürülebilir bir ekonomik büyümeye kavuşturulabilmesi için, üretimdeki “Katma Değer” in ülkede daha fazla oluşması gerekmektedir. Çünkü “Yerli Üretim” olarak tanımlanan “Katma Değer” in yurt içinde gelişmesi, daha çok üretim ve istihdam ile toplumsal refahın temel kaynağını oluşturmaktadır.

Hazır giyim sektörünün üretimde kullandığı hammadde, yardımcı madde ve diğer işletme malzemelerinin dış girdi oranı çok düşük seviyededir.

Sektörün 15 milyar USD düzeyindeki ihracatı için yapılan ithalat sadece 1.5 milyar USD civarındadır. Dolayısıyla sektör ihracatının yarattığı katma değer 13.5 milyar USD seviyesindedir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde tekstil sektörü ihracatı diğer sektörlerin toplam 40-50 milyar dolar değerindeki ihracatına denk gelmektedir.

Sektör yarattığı “Katma Değer” ile her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de stratejik bir önem taşımaktadır. Türk Hazır Giyim endüstrisinin sahip olduğu stratejik önem ve yüksek üretim potansiyelinin bu açıdan dikkatle ele alınması gerekmektedir.

Bu sebeple Türkiye’de Hazır Giyim sektörü katma değeri en yüksek sektör olduğu söylenebilir.

Başa Dön